Bizler insanoğlu olarak; üzüldüğümüzde sıcacık bir kucak, sevindiğimizde, mutlu olduğumuzda sıcacık bir paylaşım isteriz. Bu insan olmanın bir gereğidir. Yeryüzünde hiç bir paylaşımı yapamayan insan, insan olabilir mi.? Dostluk... Güzel bir kelime. Peki ya nedir dost? Etrafımızdaki herkese dost diyebilir miyiz? Elbette hayır. Dostluk öyle bir duygudur ki, kumdan bile yapsanız yıkılmaz. Sağlam temeller üstüne oturtulmuş dostluk asla sarsılmaz ve yıkıntıya uğramaz. Elbette ki hepimizin arkadaşı vardır. Ama arkadaşlarımızın hepsine dostum diyemeyiz. Etrafımızdaki insanların bize ne amaçla yaklaştığını anlayamayız. Bu çok zordur. Okul çağında hep rastlanır böyle olaylara... Çok samimi iki arkadaşımız vardı. Dost diyebilirdik onlara. Çünkü öyle görünüyorlardı. Okul bitince ayrı ayrı kentlere gitmek zorunda kaldırlar. Onlar birbirlerinden çok uzakta olamalarına rağmen bir telefon bile onları bağlamaya yetiyordu... Günün birinde hiç bulaşmayacakları sandıkları bir belaya bulaştı birisi. Uyuşturucu... Evet çok sakladı, çok kaçtı ailesinden, çevresinden ve dostundan. En sonunda yakalandı, gazetelere manşet oldu. Dostuysa sadece ona yardım etmek amacıyla okulunu bırakıp arkadaşının yanına koştu. O illet başına bulaştığından beri görüşmediği dostu, ona o derece sarıldı, o derece yakın oldu ki uyuşturucunun elinden kurtuldu. Diğer dostları mı? bakın onlara ne oldu; Uyuşturucuya yakalandığı günden beri kaçan "dostları" şimdi hastane çıkışında ellerinde çiçeklerle onu bekliyor. Sanki onun için üzülen yanında olan dostları gibi... Şimdi bence dostluk ve arkadaşlık arasındaki farkı anlamak için boşuna kelimeler söylemek gerekmiyor...